D E L İ L L E R
Bu ayet henüz delillendirilmemiş.
Kelime Listesi
| No | Okunuş | Anlamı | Arapça | Kök | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ev | yahut | أَوْ | |
› |
| 2 | kezulumatin | karanlıklar gibidir | كَظُلُمَٰتٍ | Zlm |
ظلم |
| 3 | fi | içindeki | فِى | |
› |
| 4 | behrin | bir deniz | بَحْرٍ | bHr |
بحر |
| 5 | lucciyyin | derin | لُّجِّىٍّ | ljj |
لجج |
| 6 | yegşahu | ki üstünü örten | يَغْشَىٰهُ | g$w |
غشو |
| 7 | mevcun | bir dalga | مَوْجٌ | mwj |
موج |
| 8 | min | -nden | مِّن | |
› |
| 9 | fevkihi | onun üstü- | فَوْقِهِۦ | fwq |
فوق |
| 10 | mevcun | bir dalga | مَوْجٌ | mwj |
موج |
| 11 | min | -nden | مِّن | |
› |
| 12 | fevkihi | onun üstü- | فَوْقِهِۦ | fwq |
فوق |
| 13 | sehabun | bir bulut | سَحَابٌ | sHb |
سحب |
| 14 | zulumatun | karanlıklar | ظُلُمَٰتٌۢ | Zlm |
ظلم |
| 15 | bea'duha | onun biri | بَعْضُهَا | bED |
بعض |
| 16 | fevka | üstüne | فَوْقَ | fwq |
فوق |
| 17 | bea'din | diğerinin | بَعْضٍ | bED |
بعض |
| 18 | iza | ne zaman ki | إِذَآ | |
› |
| 19 | ehrace | çıkarsa | أَخْرَجَ | xrj |
خرج |
| 20 | yedehu | elini | يَدَهُۥ | ydy |
يدي |
| 21 | lem | لَمْ | |
› | |
| 22 | yeked | neredeyse | يَكَدْ | kwd |
كود |
| 23 | yeraha | onu dahi göremez | يَرَىٰهَا | rAy |
راي |
| 24 | ve men | bir kimseye | وَمَن | |
› |
| 25 | lem | لَّمْ | |
› | |
| 26 | yec'ali | vermemişse | يَجْعَلِ | jEl |
جعل |
| 27 | llahu | Allah | ٱللَّهُ | |
› |
| 28 | lehu | ona | لَهُۥ | |
› |
| 29 | nuran | bir nur | نُورًا | nwr |
نور |
| 30 | fema | artık olmaz | فَمَا | |
› |
| 31 | lehu | onun | لَهُۥ | |
› |
| 32 | min | hiçbir | مِن | |
› |
| 33 | nurin | nuru | نُّورٍ | nwr |
نور |
Diğer Mealler
Veya derin denizin karanlıklarına benzer. Onu üstüste dalgalar ve dalgaların üstünde de bulutlar örter; karanlıklar üstünde karanlıklar; insan elini uzattığı zaman, nerdeyse onu bile göremez. Allah'ın nur vermediği kimsenin nuru olmaz.
Yahut engin bir denizdeki yoğun karanlıklar gibidir. Onu, üst üste dalgalar ve dalgaların üstünde bulutlar örter; karanlıklar üstünde karanlıklar, insan elini dışarı çıkarttığı zaman, neredeyse onu göremez bile. Allah'ın ışık vermediği kimsenin ışığı olmaz.
Veya (o kâfirlerin davranışları) derin bir denizdeki yoğun karanlıklar gibidir; (öyle) ki onu dalga üstüne dalga kuşatıyor; üzerinde de (bir) bulut; birbiri üstüne karanlıklar. (İnsan), elini çıkar(ıp bak)sa, neredeyse onu bile göremez. Allah bir kimseye nûr (ışık) vermemişse, artık onun hiçbir nuru olmaz.
Yahut, yoğun bir sisle birlikte dalga üstüne dalganın örttüğü engin bir denizin ortasındaki karanlıklara benzer. Üst üste yığılmış karanlıklar... İnsan elini uzattığı zaman nerdeyse onu bile göremez. ALLAH'ın ışıktan yoksun bıraktığı kimsenin hiçbir ışığı olamaz.
Onların işleri dalgalı bir denizdeki karanlıklara da benzer; (geminin) üstünü bir dalga örtmüştür. Üstünde bir dalga daha onun da üstünde bulut vardır. Üst üste yığılmış karanlıklar! Elini kaldırsa göremeyecek gibidir. Allah'ın ışık vermediği kimsenin ışığı olmaz.
Veya engin denizdeki karanlıklar gibidir. Üzerini dalga üstüne dalga kaplar. Onun üzerinde bulutlar vardır; üst üste yığılmış karanlıklar. Elini çıkardığında, neredeyse, onu bile göremez. Çünkü Allah, kime aydınlık vermemişse, onun için artık aydınlık yoktur.
Veya (onların yapıp ettikleri) bir okyanusun derin karanlıkları gibidir; onu üst üste dalgalar kuşatmıştır, derken üstüne (bir de) kara bulutlar... Birbiri üstüne binmiş, kopkoyu, zifiri karanlıklar... kişi çıkarıp baksa, neredeyse elini dahi göremeyecek durumda: nitekim bir kimseyi Allah aydınlatmamışsa, onun asla aydınlıktan nasibi olamaz!
Onların amelleri, engin denizdeki karanlıklara da benzer. Üst üste dalgaların kapladığı bir deniz. Daha üstünde de bulutlar var. Birbiri üstüne karanlıklar... Elini çıkarsa göremeyecek halde. Allah'ın ışık vermediği kişiye hiçbir ışık bulunamaz.
Ya da (inkar edenlerin amelleri) engin bir denizdeki karanlıklara benzer; onun üstünü bir dalga kaplar, onun üstünde bir dalga, onun da üstünde bir bulut vardır. Bir kısmı bir kısmı üzerinde olan karanlıklar; elini çıkardığında onu bile neredeyse göremeyecek. Allah kime nur vermemişse, artık onun için nur yoktur.
Ya da (küfredenlerin yaptıkları) derin bir denizdeki karanlıklar gibidir ki, onu bir dalga bürümüştür; üstünde bir dalga, onun üstünde de bir bulut bulunmaktadır; kısacası üstüste yığılmış karanlıklar. Elini çıkardığı zaman, onu görme ihtimali bile yoktur. Allah, her kime bir aydınlık vermediyse, artık onun için hiçbir aydınlık yoktur.
Yahut (onların yapıp ettikleri) engin bir denizin kopkoyu karanlıkları gibidir; (öyle bir deniz ki) üst üste kopan dalgalar ve tepedeki (kara) bulutlar o karanlığı daha da arttırıyor: kat kat, üst üste karanlıklar..! (öyle ki, ) insan, çıkarıp (baksa), neredeyse kendi elini dahi göremez; öyle ya, Allah'ın aydınlatmadığı kimse için ışık (bulma umudu) yoktur!
Yahut (inkarcıların küfür içindeki halleri) derin bir denizdeki karanlıklar gibidir. (Bir deniz ki) onu dalga üstüne dalga kaplıyor, üstünde de bulutlar var. Karanlıklar üstüne karanlıklar. İnsan, elini çıkarsa neredeyse onu bile göremez. Kime Allah nur vermezse, onun için nur diye bir şey yoktur.
Yahud derin bir denizdeki zulümat gibidir, onu bir dalga bürüyor, üstünden bir dalga, üstünden bir bulut, öyle zulümat ki birbiri üstüne, elini çıkardığı vakıt onu görmesi ihtimali yok, her kime de Allah, bir nur yapmamışsa artık onun için hiç nur yoktur
Yahut (Onların işleri) engin bir denizdeki karanlıklar gibidir: (Bir deniz) Ki üstünü bir dalga, örtüyor, onun üstünden bir dalga onun üstünden de bir bulut (örtmektedir). Birbiri üstüne yığılmış karanlıklar. (İçinde bulunan kimse) Elini çıkarsa neredeyse onu dahi göremez. Allah bir kimseye nur vermemişse artık onun nuru olmaz.
Ya da (inkar edenlerin amelleri) engin bir denizdeki karanlıklara benzer; onun üstünü bir dalga kaplar, onun üstünde bir dalga, onun da üstünde bir bulut vardır. Bir kısmı bir kısmı üzerinde olan karanlıklar; elini çıkardığında onu bile neredeyse göremeyecek. Tanrı kime nur vermemişse, artık onun için nur yoktur.
Yahud (kafirlerin ameli) öyle derin bir denizdeki karanlıklar gibidir ki onu (o denizi) bir dalga kaplayıp bürümekdedir. Bunun üstünde bir dalga, onun üstünde de bir bulut. (Hulasa) birbiri üstüne (yığılmış tabaka tabaka) karanlıklar. (Hani) o (raya düşen bir kimse) elini çıkardığı vakit hemen hemen bunu bile göremez. Allah kime nuur vermemişse artık onun için bir ışık yokdur.
Veya engin bir denizdeki karanlıklara benzer. Onun üstünü bir dalga kaplar, onun üstünde bir dalga, onun da üstünde bir bulut vardır. Karanlıklar üstünde karanlıklar. Elini uzattığı zaman; neredeyse onu bile göremez. Allah'ın nur vermediği kimsenin, asla nuru olmaz.
Veya engin bir denizdeki karanlıklar gibidir. Onun üstünü bir dalga örter. Onun üstünü de başka bir dalga. Onun da üstünde bir bulut vardır. Karanlıklar üstünde karanlıklar. Elini çıkarsa, neredeyse onu bile göremez. Allah'ın nur vermediği kimsenin asla bir nuru olamaz.
Yahut o kafirlerin duygu, düşünce ve davranışları derin bir denizdeki yoğun karanlıklara benzer. Öyle bir deniz ki onu, dalga üstüne dalga kaplıyor... Üstünde de koyu bulut. Üst üste binmiş karanlıklar... İçinde bulunan insan, elini uzatsa nerdeyse kendi elini bile göremiyor. Öyle ya, Allah birine nur vermezse artık onun hiçbir nuru olamaz.
Yahut (onun yaşantısının getirisi), derin bir denizdeki karanlıklar gibidir ki, onu bir dalga kaplar, onun üstüne de başka bir dalga (onu bürür), bu ikinci dalganın üstünde de bulutlar! Birbirinin üstünde karanlıklar! (İçinde bulunan) elini dışarı çıkarsa, neredeyse onu göremez... Allah kimde nur (ilim) oluşturmamışsa (artık) onun nuru (ilmi) olmaz!
Yahut, yoğun bir sisle birlikte dalga üstüne dalganın örttüğü engin bir denizin ortasındaki karanlıklara benzer. Üstüste yığılmış karanlıklar... İnsan elini uzattığı zaman nerdeyse onu bile göremez. ALLAH'ın ışıktan yoksun bıraktığı kimsenin hiç birışığı olamaz.
Delillendirilen Son 10 Ayet
Yükleniyor…
Canlı yayın — SALAT
Yükleniyor…