Ant olsun Biz, Kur'an'ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Var mı öğüt alıp düşünen?
25. Furkan 40
Ve ant olsun ki onlar, felaket yağmuru yağdırılmış olan beldeye vardılar. Peki, onu da mı görmediler? Aksine onlar, öldükten sonra dirilmeyi beklemiyorlar.
mealde düzenleme YAPILMAMIŞTIR.
İngilizce And the (Unbelievers) must indeed have passed by the town on which was rained a shower of evil: did they not then see it (with their own eyes)? But they fear not the Resurrection. ✖
Almanca Und wahrlich, sie kamen vorüber an der Stadt, auf die ein Unheilsregen niederging. Haben sie sie denn nicht gesehen? Nein, sie haben nicht mit der Auferstehung gerechnet. ✖
Özbekçe Батаҳқиқ, улар ёмонлик ёмғири ёғдирилган шаҳарга келган эдилар. Уни кўрмаган эдиларми?! Йўқ! Улар қайта тирилишдан умидсиз эдилар. (Ушбу ояти каримадаги «ёмонлик ёмғири ёғдирилган шаҳар»дан мурод Лут алайҳиссалом қавми яшаган шаҳардир. Маълумки, бу шаҳарни Аллоҳ таоло тош ёғдириб ҳалок қилгандир. Оятдаги «Улар»дан мурод эса, Макка кофирлари. Улар Шомга қилган сафарларида Лут алайҳиссалом қавми шаҳри харобалари ёнидан ўтар эдилар. Агар уларда инсоф бўлганида, заррача тафаккур бўлганида, кўрганларидан ибрат олардилар.) ✖
وَلَقَدْ أَتَوْا۟ عَلَى ٱلْقَرْيَةِ ٱلَّتِىٓ أُمْطِرَتْ مَطَرَ ٱلسَّوْءِ ۚ أَفَلَمْ يَكُونُوا۟ يَرَوْنَهَا ۚ بَلْ كَانُوا۟ لَا يَرْجُونَ نُشُورًا
Konuşan: Yok Konuşulan: Yok Muhatap: Yok
Kelimeye tıklayın: Arapçası işaretlenir · Çift tıklayın: kök ve geçtiği ayetler

D E L İ L L E R

kelime ana ayetle aynı okunuş kelime ana ayetle aynı kök ifade delillendirilen ifadeye karşılık gelen bölüm
1: felaket yağmuru yağdırılmış olan beldeye Kötü yağmur yağmış o kent hangi kent? 16 ayet
Üzerlerine bir yağmur yağdırdık. Bak, mücrimlerin sonu nasıl oldu!
mealde düzenleme YAPILMAMIŞTIR.
وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِم مَّطَرًا ۖ فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُجْرِمِينَ
Hani Lut da halkına şöyle demişti: "Ey halkım! Sizden önce alemlerden hiç kimsenin yapmadığı bir fahişeliği mi yapıyorsunuz?"
mealde düzenleme YAPILMAMIŞTIR.
وَلُوطًا إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِۦٓ أَتَأْتُونَ ٱلْفَٰحِشَةَ مَا سَبَقَكُم بِهَا مِنْ أَحَدٍ مِّنَ ٱلْعَٰلَمِينَ
"Kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Hayır! Siz gerçekten müsrif bir halksınız."
mealde düzenleme YAPILMAMIŞTIR.
إِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ ٱلرِّجَالَ شَهْوَةً مِّن دُونِ ٱلنِّسَآءِ ۚ بَلْ أَنتُمْ قَوْمٌ مُّسْرِفُونَ
Halkının cevabı yalnızca şu oldu: "Çıkarın onları yurtlarınızdan, zira o insanlar, kendilerini çok temiz görüyorlar."
mealde düzenleme YAPILMAMIŞTIR.
وَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِهِۦٓ إِلَّآ أَن قَالُوٓا۟ أَخْرِجُوهُم مِّن قَرْيَتِكُمْ ۖ إِنَّهُمْ أُنَاسٌ يَتَطَهَّرُونَ
Bunun üzerine onu ve yanında yer alanları kurtardık. Karısı hariç; o, geride kalanlardan oldu.
mealde düzenleme YAPILMAMIŞTIR.
فَأَنجَيْنَٰهُ وَأَهْلَهُۥٓ إِلَّا ٱمْرَأَتَهُۥ كَانَتْ مِنَ ٱلْغَٰبِرِينَ
Ve üzerlerine taştan yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru ne kötüdür!
mealde düzenleme YAPILMAMIŞTIR.
وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِم مَّطَرًا ۖ فَسَآءَ مَطَرُ ٱلْمُنذَرِينَ
Lut: "Sizi yaptıklarınızdan dolayı kınıyorum." dedi.
mealde düzenleme YAPILMAMIŞTIR.
قَالَ إِنِّى لِعَمَلِكُم مِّنَ ٱلْقَالِينَ
"Rabb'im beni ve ehlimi bunların yaptıklarından kurtar."
mealde düzenleme YAPILMAMIŞTIR.
رَبِّ نَجِّنِى وَأَهْلِى مِمَّا يَعْمَلُونَ
Bunun üzerine onu ve ehlinin tamamını kurtardık.
mealde düzenleme YAPILMAMIŞTIR.
فَنَجَّيْنَٰهُ وَأَهْلَهُۥٓ أَجْمَعِينَ
Geride kalanlardan aciz bir kadın hariç.
mealde düzenleme YAPILMAMIŞTIR.
إِلَّا عَجُوزًا فِى ٱلْغَٰبِرِينَ
Sonra diğerlerini dumura uğrattık.
mealde düzenleme YAPILMAMIŞTIR.
ثُمَّ دَمَّرْنَا ٱلْءَاخَرِينَ
Ve onların üzerlerine taştan yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru; çok kötü oldu.
mealde düzenleme YAPILMAMIŞTIR.
وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِم مَّطَرًا ۖ فَسَآءَ مَطَرُ ٱلْمُنذَرِينَ
Lut, halkına şöyle demişti: "Göz göre göre fahişelik mi yapıyorsunuz?"
mealde düzenleme YAPILMAMIŞTIR.
وَلُوطًا إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِۦٓ أَتَأْتُونَ ٱلْفَٰحِشَةَ وَأَنتُمْ تُبْصِرُونَ
"Kadınları bırakıp şehvetle erkeklere mi yanaşıyorsunuz? Hayır! Siz gerçekten cahil bir toplumsunuz."
mealde düzenleme YAPILMAMIŞTIR.
أَئِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ ٱلرِّجَالَ شَهْوَةً مِّن دُونِ ٱلنِّسَآءِ ۚ بَلْ أَنتُمْ قَوْمٌ تَجْهَلُونَ
Fakat halkının cevabı: "Lut ailesini kasabamızdan çıkarın; çünkü onlar temiz kalmak isteyen kimselermiş!" olmaktan başka bir şey olmadı.
mealde düzenleme YAPILMAMIŞTIR.
۞ فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِهِۦٓ إِلَّآ أَن قَالُوٓا۟ أَخْرِجُوٓا۟ ءَالَ لُوطٍ مِّن قَرْيَتِكُمْ ۖ إِنَّهُمْ أُنَاسٌ يَتَطَهَّرُونَ
Bunun üzerine onu ve taraftarlarını kurtardık; karısı hariç. Onun geride kalanlardan olmasını uygun gördük.
mealde düzenleme YAPILMAMIŞTIR.
فَأَنجَيْنَٰهُ وَأَهْلَهُۥٓ إِلَّا ٱمْرَأَتَهُۥ قَدَّرْنَٰهَا مِنَ ٱلْغَٰبِرِينَ

Kelime Listesi

NoOkunuşAnlamıArapçaKökKökü
1 velekad ve andolsun وَلَقَدْ ›
2 etev vardılar أَتَوْا۟ Aty اتي
3 ala عَلَى ›
4 l-karyeti kente ٱلْقَرْيَةِ qry قري
5 lleti ٱلَّتِىٓ ›
6 umtirat yağmura tutulan أُمْطِرَتْ mTr مطر
7 metara yağmuruna مَطَرَ mTr مطر
8 s-sev'i bela ٱلسَّوْءِ swA سوا
9 efelem -mıydı? أَفَلَمْ ›
10 yekunu يَكُونُوا۟ kwn كون
11 yeravneha onu görmüyorlar- يَرَوْنَهَا rAy راي
12 bel hayır بَلْ ›
13 kanu onlar كَانُوا۟ kwn كون
14 la لَا ›
15 yercune ummuyorlardı يَرْجُونَ rjw رجو
16 nuşuran tekrar dirilip kalkmayı نُشُورًا n$r نشر

Diğer Mealler

1. Meal

Bu putperestler and olsun ki, bela yağmuruna tutulmuş olan kasabaya uğramışlardı. Onu görmediler mi? Hayır; tekrar dirilmeyi ummuyorlardı.

2. Meal

Andolsun müşrikler, felaket yağmurunun helak ettiği o ülkeye uğradılar. Orayı görmediler mi? Doğrusu onlar, öldükten sonra dirileceklerini beklemiyorlardı.

3. Meal

Yemin olsun ki (müşrikler) bela yağmuruna tutulmuş olan o şehre (Sodom'a) elbette uğramışlardır. Orayı (orada olup biteni) hiç mi görmediler? Hayır! Onlar diriltilmeyi ummuyorlar.

4. Meal

Felaket yağmuruna tutulmuş bulunan ülkenin (Sodom) yanından geçmiş bulunuyorlar. Onu görmediler mi? Aslında onlar yeniden dirilme gerçeğini onaylamıyorlardı.

5. Meal

(Mekkeliler,) Felaket yağdırılmış o yerlere elbette uğramışlardır. Şimdiye kadar oraları hiç mi görmediler? Aslında bunlar, tekrar dirilmeyi beklemiyorlar.

6. Meal

Üstelik gerçek şu ki, yıkım yağmuruna tutulan kente uğramışlardı. Yine de onu görmüyorlar mı? Hayır! Yeniden dirileceklerini düşünmüyorlar.

7. Meal

Doğrusu bu (vahyin muhatapları), bela sağanağına yakalanan kente uğramış olmalılar. Şimdi orada olup biteni(n iç yüzünü) görmediler, öyle mi? Yoo! Onlar asıl öldükten sonra yeniden dirilerek (hesap vermekten) hazzetmiyorlar.

8. Meal

Yemin olsun, onlar o kötülük yağmuruna tutulan kente vardılar. Peki onu görmüyorlar mıydı? Hayır, onlar dirilip hesap vermeyi ummuyorlardı.

9. Meal

Andolsun, onlar, üstüne felaket yağmuru yağdırılmış bulunan o ülkeye uğramışlardır; yine de onu görmüyorlar mıydı? Hayır, onlar dirilmeyi ummuyorlardı.

10. Meal

Andolsun ki, o afet yağmuruna tutulan memlekete de vardılar. Artık onu da görüyor değiller mi? Doğrusu yeniden dirilmeyi ümit etmiyorlar, uyanmak istemiyorlardı.

11. Meal

Bu (Bizim mesajlarımızı inkar edenler) o cezalandırıcı yağmura tutulan şehri görmüş olmalılar; peki orada olup biteni fark etmediler mi? Hayır, bunlar ölümden sonra kalkışı beklemiyorlar!

12. Meal

Andolsun, senin kavmin, bela yağmuruna tutularak yok edilen kente uğramışlardır. Yoksa onu görmüyorlar mıydı (ki ibret almadılar)? Hayır! (Görüyorlardı fakat) tekrar dirilmeyi ummuyorlardı.

13. Meal

Celalim hakkı için o fenalık yağmuruna tutulan karyeye de vardılar, artık onu görüyor değiller miydi? Doğrusu nüşur arzu etmiyorlar, uyanmak istemiyorlardı

14. Meal

(Şu Kureyş müşrikleri) bela yağmuruna tutulan, (üstüne taş yağdırılan) kente vardılar. Onun durumunu görmüyorlar mıydı (ki ibret alsınlar)? Hayır, onlar (öldükten sonra) tekrar dirilip kalkmayı ummuyorlar.

15. Meal

Andolsun, onlar, üstüne felaket yağmuru yağdırılmış bulunan o ülkeye uğramışlardır; yine de onu görmüyorlar mıydı? Hayır, onlar dirilmeyi ummuyorlardı.

16. Meal

Andolsun ki onlar (Mekkeliler) bela (ve felaket) yağmuruna tutulan o beldeye uğramışlardır. (Peki) onu da görmüyorlar mıydı? Hayır, onlar (öldükden sonra tekrar) dirilmeyi ummazlar.

17. Meal

Andolsun ki; onlar, bela yağmuruna tutulmuş olan kasabaya uğramışlardır. Onu görmediler mi? Hayır, onlar tekrar dirileceklerini ummazlar.

18. Meal

Onlar, üzerine bela yağmuru yağdırılmış bir beldeye de uğramışlardı, onu görmediler mi? Hayır, onlar yeniden dirilişi düşünmüyorlar!

19. Meal

Şu Kureyş müşrikleri, bela yağmuruna tutulan, üstüne taş yağdırılan şehire de vardılar. Peki, orada olup biteni fark etmediler mi? Doğrusu onlar öldükten sonra diriltileceklerini hiç düşünmezler.

20. Meal

Andolsun ki bela yağmuruna tutulmuş o şehre (Lut kavminin helak olduğu yere) uğradılar... Acaba onu görmediler mi? Hayır! Onlar ölüm sonrasında dirilişi, aslına dönüşü ummuyorlardı!

21. Meal

Felaket yağmuruna tutulmuş bulunan ülkenin (Sodom) yanından geçmiş bulunuyorlar. Onu görmediler mi? Aslında onlar yeniden dirilmeye inanmıyorlardı.

Delillendirilen Son 10 Ayet

Yükleniyor…

Canlı yayın — SALAT

Yükleniyor…

TikTok canlı yayın